Evet şimdi diyeceksiniz ki bu yazar ne alaka. Aslında hiçbir alakası yok kitaplığımda milli eğitimin 12. Sınıf edebiyat ders kitabını elime aldım ve random bir sayfayı açtım karşımda bu yazar. Kendisi hakkında en ufak bir fikrim yok belki de kötü biri belki de siyasi olarak çok zıt kutuplardayız (yüksek ihtimal de öyle bu arada). Hiç bir şeyi umursamadan önünüze getirdim bu yazarı nasıl ama. Wikisini okumaya üşendim ama milli eğitimin kitabındakini okudum. Sizde wikisini biraz okursanız bence benimle aynı bilgi seviyesine gelirsiniz diye tahmin ediyorum. Öncelikle bu yaptığım saçma ama eğlenceli hareket bize ya da en azından bana yeni bir şey öğretti o da Hisar akımı bu akımı ilk defa duydum. Google amcaya sorunca (ulan kaç yıldır amca diyoz dede oldu artık galiba) Hisarcılar (Hisar Akımı), 1950'de Mehmet Çınarlı ve arkadaşları tarafından çıkarılan Hisar dergisi çevresinde toplanan, Garip akımına (Birinci Yeni) ve ideolojik şiire karşı çıkarak geleneksel değerlere bağlı, milli ve bağımsız bir sanat anlayışını savunan Cumhuriyet dönemi edebi topluluğudur yanıtını alıyoruz. Tamam çok bilmiş gibi triplere girmeyeceğim edebiyattan anlamıyorum kabul ediyorum. Ama bu kendi yorumum olmadığı anlamına gelmez (yanlış da olsa). Eskiden bir akım kurmak ne kadar da kolaymış dedirtti bana bu yazı. Tamam onca yazar bir çatı altında milliyetçiler enteller (o da kesin değil gibi) ama ne bileyim yeterli mi? Bizim nesil niye akım yaratamıyor ya da yaratıyoruz da biz mi bilmiyoruz. Akım dediğim şey bir sosyal medya dans akımı ya da meme gibi bir şey değil. Aslında bunlar da çok değerli ama ne bileyim bir sanat akımı ya da herhangi tüketilebilen bir içerik akımı. Kendimi ifade edebildim mi bilmiyorum demek istediğim kısaca ders kitaplarına konu olabilecek sosyal medya akımları gibi kısa süreli olmayan bir edebiyat ve ya sanat akımı yaratamamamız. Çok dertlenilmesi gereken bir şey mi değil tabi ki ama ne bileyim keşke olsa dedirtiyor. Düşünsenize hepimiz bir akım ile ilgilenip destekliyoruz falan her akım da bizim mahalleden ya da çevreden çılgınca olurdu ve manyak bir kültür patlaması olurdu. Bu arada yazarken aklıma geldi hepimiz istemesek de şu an bir akıma destek veriyoruz ya da içinde bulunuyoruz. Tabi ki bu akımlar öyle basit akımlar değil evrensel ve çok büyük akımlar. İstemeden de olsa etkileniyoruz yapacak bir şey yok. Neyse konu nerden nereye geldi. Açıkçası bu blogda paylaşacağım yazıların çoğu bu formatta olacak. Zihin akışı yani kafamdan ne geçiyorsa anlık. Kusura bakmayın ama kimse için oturup da aman şöyle mi yazsam böyle mi yazsan derdine düşemem. Yazım yanlışım varsa bile kabullenin beni çünkü tdkyı boykot ediyorum. Yazım anlaşılıyorsa okey değil mi kardeşim ha birleşik kelimeyi bitişik yazmışım ha ayrı ne fark eder. Estetik kaygılarınız varsa da bura çok sizlik değil. Göze hitap etme gayesi taşımıyorum çünkü. Büyük ihtimal hakkında yazı yazdığım bu yazar benden nefret ederdi çünkü türkçeyi çok iyi kullanıyormuş (yani meb öyle söylüyor). Şuan fark ettim konuları birbirine bağlama konusunda ya çok kötüyüm ya çok iyiyim çünkü yazı hiç istediğim gibi gitmiyor :). Yazar hakkında daha çok konuşulabilirdi belki de inanın hiç ilgimi çekmiyor. Önyargı ile yaklaşırsam klasik eski nesil milliyetçi akımla pişmiş chp enteli üniversite kadınlarından biridir. Şapkasını beğendim bu arada (eklediğim görselde kafasında duran kumaştan söz ediyorum) Leonardo Da Vinci'nin taktığı şeye benziyor. Bundan sonraki yazımda kendi hayatımı anlatacağım bence bayağı ilgi çekici olur beklemede kalın canlarım. Evet galiba sona geldik tükendim çünkü. Daha dolu içeriklerle karşınıza çıkmam dileğiyle cici bakın kendinize. Bide takip edin lan yeni yazı atınca bildirim falan gelir belki (sistem nasıl çalışıyor tam bilmiyorum) neyse bai

Boş fikirler
YanıtlaSil